MEME KANSERİ

    GİRİŞ
    MEME KANSERİ RİSKİ
    TARAMA ve ERKEN TANI
    BELİRTİLER, BULGULAR
    TANI
    EVRELENDİRME
    TEDAVİ
    SON SÖZ

    GİRİŞ

    Meme kanseri kadınlar arasında en sık karşılaşılan kanser türüdür. Sıklığı sürekli artış göstermektedir. Her 8-10 kadından birinin yaşamı süresince kansere yakalandığı bildirilmektedir. Bu nedenle tüm dünyada meme kanserini erken yakalama konusunda programlar yapılmaktadır. Bu konuda en mükemmel ve yarar-maliyeti en iyi programlar konusunda kafa yorulmaktadır.

    Gerçekten meme dokusunun vücudun nisbeten dışında bulunması ve biraz daha erken yakalama şansının olması tüm dikkatleri ERKEN TANI ve dolayısıyla ETKİN TEDAVİYE  toplamaktadır.

    MEME KANSERİ RİSKİ

    Otuz-otuz beş yaş altı dönemde son derece seyrek olarak karşılaşılan meme kanserine yakalanma riskinin yaşla birlikte arttığı bilinmektedir. Çoğu meme kanseri 50 yaşın üstünde ortaya çıkmaktadır.

    Risk grubu olan kişilerde daha erken yaşlarda da meme kanseri oluşabilmektedir;
     

  • Daha önce meme kanseri geçirmiş kişiler. Bu kişilerde yeniden kansere yakalanma riski yükselmektedir. 
  • Aile öyküsü. Anne, kız, ya da kız kardeşte özellikle de erken yaşta meme kanseri öyküsü olan kişilerde meme kanserine yakalanma riski artmaktadır. 
  • Memelerde ortaya çıkan belirli değişiklikler. Meme dokusunda "atipik hiperplazi" ve "insitu lobuler karsinom" gibi tanı alan değişikliklerin bulunan kadınlarda meme kanseri riski yükselmektedir. 
  • Genetik. BRCA1 Ve BRCA2 genlerindeki mutasyonu olan kişilerde meme kanseri olma riski yüksektir. Özel  durumlarda onkologun ilgili genlerin incelenmesi  genetik testleri gerekmektedir. Bu genlerinde mutasyon olan kişiler "özel bir tarama ve ÖNLEME programı" içine alınmalıdır.

  • Meme kanseri ile ilişkili bulunan diğer bazı faktörler de şunlardır:
     

  • Östrojen. Bilimsel kanıtlar, bir kadının östrojene maruz kalma süresi uzadıkça meme kanserine yakalanma olasılığının da artığını göstermektedir. Bu östrojen beden kaynaklı olabileceği gibi, dışardan da veriliyor olabilir. Erken dönemde adet görmeye başlayan (12 yaşından önce), ya da 55 yaşından daha sonra adetten kesilen kadınlarda, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda, uzun süreli "hormon replasman tedavisi" alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Bütün bu durumlar, östrojen maruziyetinin arttığı durumlardır.
  • Geç çocuk sahibi olma. İlk doğumunu 30 yaşının üzerinde yapan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski yükselmektedir.
  • Radyasyon tedavisi. Meme dokusu radyasyona maruz kalan kadınlarda, özellikle de Hodgkin's hastalığı için radyasyon tedavisi alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı saptanmıştır. Bu maruziyet ne kadar erken gerçekleşirse, yaşam boyu meme kanserine yakalanma riski o kadar yükselmektedir.
  • Alkol. Bazı çalışmalarda alkol kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin hafifçe yükseldiği iddia edilmektedir.

  • Meme kanseri gelişen çoğu kadında yukarda sıralanan riskler bulunmamaktadır. Ancak yaşlandıkça meme kanseri riskinin artmakta olması en önemli risk faktörü olarak öne çıkmaktadır.

    TARAMA ve ERKEN TANI

    Bu konuda üç yöntem ön plana çıkmaktadır. Kendi kendine muayene, klinik (doktor tarafından) muayene ve mamografidir.

    Tarama programlarındaki önemli bir yöntem düzenli tarama mamografileridir. Hekim tarafından gerçekleştirilen meme muayeneleri de yararlıdır. Kendi kendine meme muayenesinin de, etkinliği diğerleri kadar yüksek olmamakla birlikte bazı durumlarda kanserin erken dönemde yakalanmasında katkısı olmaktadır.

    Bu konudaki önerilerimiz "ERKEN TANI" bölümümüzde anlatılmıştır.

    Bu tarama yöntemleri ülke gerçekleri ve uygulanan ulusal programlar çerçevesinde şekillenmelidir.

     
    BELİRTİLER, BULGULAR

    Meme kanserinin ele gelen kitle dışında genellikle  her hangi bir belirtisi olmayabilmektedir. 
     

  • Memenin büyüklüğünde ya da biçiminde bir değişiklik.
  • Meme başından akıntı olması, içe doğru dönme gibi biçim değişiklikleri ya da ağrı-hassasiyet ortaya çıkması.
  • Meme dokusunda kalınlaşma, kabarıklaşma, gözenekli bir yapının görülmesi (genellikle portakal kabuğuna benzetilmektedir).
  • Meme, meme başı ve meme başı çevresinde , sıcaklık, şişlik, kırmızılık, kabalaşma hissedilmesi.

  • Bu ve benzeri belirtileri hisseden ya da saptayan her kadın mutlaka doktora başvurmalıdır. Böyle kitle ya da yukarıdaki bulgular saptandığında PANİKLENMEMELİDİR. Genellikle böyle durumlarda kanser saptanmaz.

    Ama küçük olasılıkla gene de göz önünde tutulmalıdır. 

    TANI

    Meme kanserinin tanısında hastadan alınan tıbbi öykünün ve yapılan fizik muayenenin önemi büyüktür. Hekim genel muayene yöntemlerinin dışında bazı ek yöntemler de kullanmaktadır.
     

  • "Klinik meme muayenesi". Hekim yaptığı meme muayenesi sonucunda her hangi bir kitle saptarsa bu kitlenin özellikleri konusunda pek çok özelliği saptayabilir: Kitlenin büyüklüğü, kıvamı, çevresindeki dokuyla yapışıklığı olup olmadığı, ağrılı ya da hassas olup olmadığı gibi.
  • Mamografi
  • Ultrasonografi. Genellikle mamografi yöntemi ile birlikte kullanılmaktadır. 
  • MRI(Manyetik Görüntüleme). Bu yöntem de bazı özel durumlarda kullanılmaktadır.

  • Bu yöntemler ile elde edilen verilerin ışığında başka tetkikler de gündeme gelebilir. Bunların en başında biyopsi gelmektedir.
     

  • Biyopsi. Biyopsi meme dokusunda kanserli hücreler olup olmadığının saptanabilmesi için, şüpheli bölgeden sıvı ya da doku örneklerinin alınması anlamına gelmektedir. 
  • İnce iğne aspirasyon Biyopsisi (İİAB). Bu yöntemde ince bir iğne kullanılarak meme kitlesinden sıvı ya da hücreler alınır. Elde edilen örnekler çok yönlü olarak değerlendirilir.
  • İğne biyopsisi. Özel teknikler kullanılarak, mamografide şüpheli olarak değerlendirilen ancak muayenede hissedilemeyen bölgelerden doku örneği alınarak kanser açısından değerlendirilir.
  • Cerrahi Biyopsi. Bu işlemde cerrah memedeki şüpheli kitlenin bulunduğu bölgeyi küçük bir kesi ile açar. Bu bölgeden ya da kitleden örnek alır. Eksizyonel biyopsi denilen işlemde, biyopsi sırasında şüpheli kitle de çıkarılmaktadır. Elde edilen doku örnekleri patoloji laboratuvarında değerlendirilir.

  • EVRELENDİRME

    Evrelendirme 
     

  • Tümörün büyüklüğü, cilde yayılma durumu ve niteliği, 
  • Kanserin lenf bezlerine sıçrama durumu, sıçrayan lenf bezi sayısı 
  • Diğer doku ve organlara atlama durumuna göre yapılmaktadır. 
  • Evreleme işi tamamen doktorlara aittir. 
  • İyi yapılan bir evreleme, patolojide kanserin bazı özelliklerinin iyi bilinmesi(Kanser dokusundaki östrojen ve progesteron resetörü durumu, c erb B2 vb gibi özellkikler)hastanın tedavisi kadar önemlidir. 
  • Çünkü tedavinin şekli ve süresi tamamen evreleme durumu ve kanser dokusunun özelliklerine  göre olmaktadır.

  • TEDAVİ

    Tedavi şekilleri;

    Cerrahi, 

    Işın(Radyoterapi) 

    İlaç(Kemoterapi, Monoklonal Antikor)

    Ek İlaçTedaviler( Hormonoterapi, Bifosfonat)

    Lokal meme kanserinin en iyi  ve ilk tedavisi  CERRAHİDİR. Yani tümörün uygun bir şekilde ve koltuk altı lenf bezleri ile birlikte çıkartılmasıdır. Bu uygun olduğu durumlarda sadece tümörün ve lenf bezinin çıkartılması şeklinde olabilir. 

    Uygun olmadığı durumlarda meme dokusunun ve koltuk altı bezlerinin çıkartılması şeklinde olabilir. Burada hekim ve hastanın ortak kararı da çok önemlidir. Diğer tedavi şekilleri Radyoterepi ve Kemoterapidir. Bu tedavilerde cerrahi öncesi ya da sonrası Tümör Konseylerinde alına kararınca hasta için en iyi olacak şekilde uygulanır.Hastalarda gerek görülür ise monoklonal antikorlar, hormon tedavileri uygulanmaktadır. 

    İleri evre meme kanserlerinde kemoterapi öncelikli tedavi şeklidir. Kemiğe sıçramalarda radyoterapi uygun görülürse o bölgeye uygulanmaktadır.

    Meme Rekonstriksiyonu

    Meme dokusunun ameliyatla çıkartılması sonrası  bazı hastalar meme formunda bir protez kullanmaktadır. Bazı hastalar ise, meme formunun plastik cerrahi uygulamaları ile yeniden biçimlendirildiği meme rekonstrüksiyonu ameliyatını tercih etmektedir. 

    Her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.

    Hasta henüz tedavinin ilk aşamalarından başlanarak bu yöntemler konusunda bilgilendirilmelidir.
     

    SON SÖZ

    Meme kanseri;

    Önemli bir sağlık problemidir.

    Pek çok tedavi yöntemi ve ilacı ile son yıllarda iyi şekilde tedavi edilebilen, tekrar nüks etme oranı azaltılabilen bir hastalıktır.

    Pek çok tıbbi branş ortak şekilde hareket ederek hastalar için en iyiyi yapmaya çalışmaktadır. 

    Hasta  tedavisi  ve sonraki rehabilitasyon döneminde  kendiside aktif olarak rol oynamalıdır. Kendisi için verilecek karar oluşumuna katılmalıdır.

    En iyi tedavi için hastalığın en erken dönemde yakalanması önemlidir. 

    Bu konuda sosyal dernek ve kulüplere de çok büyük görevler düşmektedir.